14-18 Nisan 2010 tarihleri arasında, Giresun İl Milli Eğitim Müdürlüğünün yaptığı bir organizasyon çerçevesinde İstanbul’un en iyi okulları olarak bilinen özel ve devlet liselerini ziyarete gittik.
35 Kişilik bir kafile ile 14 Nisan Çarşamba günü çıktığımız İstanbul yolculuğu çok güzel başladı. Sorunsuz ve hoş sohbet bir artamda geçen yolculuğumuz sabah 08:00 sıralarında İstanbul Zübeyde Hanım Öğretmenevine inerek sona erdi. Konaklama yeri olarak seçilen öğretmenevine valizlerimizi bıraktıktan ve kıyafetleimizi değiştirdikten sonra ilk ziyaret edeceğimiz okula doğru yola çıktık.
Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi:
Bir devlet okulundan çok bir özel okulu andıran bu eğitim kurumu, bizi en çok etkileyen okullar arasında yerini alacağını daha işin başındayken anlamıştık.
Bizi önce büyük bir salona aldılar. Hani, eskilerin tabiri ile mükellef bir sabah kahvaltısı. Ardından pansiyon binasını ziyaret ve sonra ana binanın gezilmesinin ardından içinde 10.000′e yakın kitabın, her türlü güncel yayının bulunduğu Kütüphaneye geçildi. Çok genç, dinamik ve çalışkan bir müdürle karşılaşmıştık. Bize okulunu ve çalışmalarını kısaca anlattı. Sorularımız oldu, hepsine kısa, anlaşılır ve açıklayıcı cevaplar verdi. Bazı ihtisas isteyen konuları yardımcılarına bıraktı. Sıkmadı, sıkılmadı. Mütevazi ve alçak gönüllü davrandı. Kibir ve büyüklenmeden eser yoktu. Onu hiç unutmayacağız. Kartal Anadolu İHL’ye hayran ve müteşekkir bir eda ile ayrıldık o güzel kampüsten.
Pendik Lisesi:
Adı zihnimizde hep büyüklerden olarak kalan bir okulumuz. Eski, büyük ve başarılı. Kurumsallaşmış. Ancak; daha okulun girişinde okulda bir durağanlığın, tükenmişliğin, bıkmışlığın izlerini görür gibi olduk. Eskiyen hizmet binaları, bakımsız bahçe, onarıma muhtaç hizmet binaları. Değişime muhtaç bir görüntü olduğunu düşünürken kafamızı eğerek girdiğimiz bir salona alındık. Eski bir salon. Eski bir müdür. Salonun yenlenmesi kolay görünüyordu. Müdür bey bizleri önce Milli Eğitim Baknalığı üst bürokratları sandı. Açtı ağzını yumdu gözünü. Soğuk bir duş oldu konuşmaları bize.
Sonra birileri onu uyarmak zorunda kaldı. Hele, sahnede Müdür beyin arkasında okulun genç bir idarecisi vardı ki; yerinde duramıyordu. Adeta, bütün tavırlarıyla, ‘Müdür Bey sussa da ben konuşmaya başlasam’ der gibiydi. Mahçup ve telaşlıydı. Sonra, bizimkiler bir dizi sorular sorunca Müdür beyi nezaketle koltuğa oturmaya davet eden Müdür Yardımcısı, hazırlanan tanıtım CD’sini izlettirdi bizlere. Sonra da okulun nasıl başarılı olduğunu kısaca anlattı. Anladık ki; okul kurumsallaşmış, müdürü aşmış, yapı oturmuş, herkes görevinin şuurunda, sistem saat gibi işliyor. Ancak; okul Müdürlüğünün Gözdağında verdiği yemek muhteşemdi. Teşekkürler Pendik Lisesi.
Tuzla Endüstri Meslek Lisesi:
Mesleki Eğitimin verildiği ve Türkiyede adını duyurmuş okullarımızdan biri. Bu okulumuzun geniş alanı, her alan için ayrı hizmet binaları, atölye ve labaratuvarları, japonya ile yaptıkları eğitim transfer çalışmaları her meslek lisesine sağlanması gereken bir alt yapı olarak zihinlerimizde kaldı.
Okul Müdürü meslektaşımızın iyi niyeti ve misafirperverliğini, İstanbul İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı hemşehrimizin kendisine verdiği kötü bir haberle yerle bir oldu adeta. Daha birkaç ay evvel atandığı bu okula, uygulamayı mahkemeye veren başka bir müdürün atandığını öğrenmesi bütün heyecanının yitirdi arkadaşımızın. Ancak; her şeye rağmen bizden hiç ayrılmayan meslektaşımız, idareci ve rehber öğretmeni ile başarılarının sırrını bizlere hem sözlü, hem de görsel olarak anlattı. Ayrıca; Tuzla Endüstri Meslek Lisesinin ikram ettiği pasta ve pocalar burada anmaya değerdi doğrusu.
Bizlere, kendisi için kötü olan bir günde en güzel şekilde yardımcı olmaya, bütün sorularımıza açık, anlaşılır cevaplar vermeye çalışan meslektaşımıza teşekkür eder, görevlerinde başarılar dilerim.
………………..devamı gelecek…………


